www.mabutuner.com

26.08.2011

KESER DÖNER SAP DÖNER

Adalet... herkesin istediği; ama kendi mağdur olmadıkça kimsenin umursamadığı...

Fenerbahçe dünyanın en ciddi hukuksuzluğuna mağdur kalırken onun büyüklüğü altında ezilenler "adalet" kavramını hiçe sayarak kendilerince eğleniyorlar. Bugünki hukuksuzluğa kendi çocukça eğlenceleri için göz yumanlar yarın aynı muamleye maruz kaldıklarında kimden medet umacaklar acaba?

Milletin gözü önünde bir güldürü sahneye konuyor. Son gün, son dakika Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'nden men ediliyor ve hemen Trabzonspor Şampiyonlar Ligi'ne dahil edilip ertesi günki kuradan önce Sadri Şener'in yurtdışına çıkış yasağı kaldırılıyor. Bunların tamamının son gün, son dakika olması Fenerbahçe taraftarını çileden çıkarıyor elbette. Ama gelin görün ki çok önceden hazırlanmış bir senaryo olduğu apaçık ortadayken Fenerbahçe'ye yapılan haksızlıktan, hukuksuzluktan kendine eğlence çıkarmaya çalışacak kadar kişilik zaafiyeti içinde olanlar var bu ülkede.

Demokrasi, hak, hukuk çöpe gitti. Fenerbahçe'den eğlence çıkarmaya çalışanlar bundan sonra ülkedeki adaletsizliklerden, yolsuzluklardan, adam kayırmalardan, hilerleden şikayetçi olma haklarını kaybetmişlerdir; çünkü onlar istediklerinde adaleti umursamayanlardır, onlar çıkarları için toplum değerlerini, medeni değerleri hiçe sayanlardır. İşte insanoğlu böyle tutarsız, böyle çıkarcıdır...

Allah kimseyi adaletsizlikle terbiye etmesin.


24.08.2011

TÜRK FUTBOLUNUN UTANÇ GÜNÜ

UEFA'nın kölesi olmuş, kişilik zaafiyeti içinde bir Federasyon istemiyorum. "Sömürge Valisi" emrinde bir Federasyon istemiyorum.

Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılamayacağı baştan açıklansa hiç umursamazdım bile; ancak UEFA'nın ülkemize gelip 3. Dünya ülkesi muamelesi çekmesi ve karar dayatması ülke tarihi adına fevkalade zavallı bir durumdur.

Bence Türk futbolunun utanç günüdür bugün.

Atatürk ve silah arkadaşları batının uşağı olmamak için Kurtuluş Savaşı'nı başlatmışlardı, oysa şimdi görüyorum ki bir adım bile yol alamamışız. Yazıklar olsun.

Karar vermekten âciz insanlar başkalarından aldıkları emirlerle ülke futboluna yön vermeye çalışıyorlar. "Kararı kulüplere bıraktık." diyerek acziyetini belli eden Federasyon, karar vermekten korkan bu Federasyon, Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'ne katılma kararını yazılı olarak bildirmesine rağmen, yani Fenerbahçe'nin kendine güvenini beyan etmesine rağmen bu Federasyon yurtdışından aldığı emirle kararını verebildi. İşte budur utanç verici olan.

Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi'ne katılmazsa yok olmaz, katılamadığı yıllar da oldu, ama bir "sömürge valisi"nden emir alınarak kupa dışında tutulmuş bir Fenerbahçe Türkiye'nin gururu olmalıdır.

Türk futbolunun utanç günüdür bugün.


19.08.2011

GÖRGÜ MÜ, BİLGİ Mİ?

Tütün Mamüllerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun gereği eğitim kurumlarının yalnızca kapalı alanlarında değil, açık alanlarında da, kısacası eğitim kurumları sınırları içerisinde sigara içmek yasak.

Geçen gün, yaz aylarını değerlendirebilmek için katıldığım bilgisayarlı muhasebe kursunda ibretlik bir olay yaşadım. İftar sonrası kurum öğretmenlerinden biri dershanenin kattaki bahçesinde, yemeğin üstüne, çıkardı sigarasını püfür püfür tellendirmeye başladı. Gittim, kendisini uyarmak istedim ve öğrencilerin onu örnek alarak sigara içmeye yeltendiklerini söyledim. Öğrenci olduğum için kendisini ikaz edemeyeceğimi söyledi. İstersem müdüriyete şikayet edebileceğimi hatırlatarak meydan okudu, öğretmen ya! Ben de şikayet merciinin müdüriyet olmadığını söyledim kendisine.

Akşam eve dönünce Dumansız Hava Sahası İrtibat Merkezi'ni aradım: ALO SABİM 184. Şİkayetçi ismini vermek zorunda değilmiş; ben ismimi de verdim. Nihayet dün Sağlık Bakanlığı'nın yönlendirdiği (sanırım Zabıta) ekipler dershaneye gelip durumu tespit etmişler ve dershane yönetiminin ricasına istinaden uyarıyla yetinmişler... (Bu son kısmı tam bilmiyorum, bir öğrencinin anlattığına göre...)

Bir kişinin kendini kıdeminden dolayı kanunların üstünde görmesi ilginç değil mi? "Eğitim şart." deyip duruyoruz ya, işte orada bahsedilen eğitim, ilkokul, lise, lisans değil; çünkü onlar zaten öğretim'e giriyor. Eğitimle kastedilen görgü'dür.  Bazıları ne kadar öğrenim görürlerse görsünler onların kanun anlayışı güçlünün kanuna hükmedebileceği yönündedir ve böylelerine kıdem, yetki verildiğinde kendilerinde kanunun üstünde hareket etme hakkını bulurlar. Bu bir boy gösterisidir onlar için. İhtişamları bulundukları makamlarla sınırlıdır, o makamlardan alındıkları anda bir hiçtirler. Onlar kanunların eşitlik demek olduğunu bilmeden kendilerinden alt kıdemlilere kafa tutarlar; ama ne yazık kendilerinden üst kıdemdekilerin de kanunları çiğnemesine ses çıkaramayacak kadar zavallı ve o çarkın insanıdırlar.

Kanımca, medeni bir toplum yaratmak istiyorsak düz bir öğretimden değil, içinde eğitimi de barındıran geniş çaplı bir çalışmadan bahsetmemiz gerekir. Bilgili bir görgüsüzdense, görgülü bir cahili tercih ederim.


18.08.2011

FENERBAHÇE TARAFTARININ FARKI

Şike soruşturması en azından şike meselesinden başka gerçekleri gözler önüne serdi bence: Taraftar gerçeğini.

Soruşturma temelde Fenerbahçe üzerinden başladı. Fenerbahçe taraftarı hemen kulübüne ve başkanına sahip çıktı. Bu süreçte dostu düşmanı tanıdık. Düşman derken kast ettiğim Fenerbahçe'nin düşmesi gerektiğini söyleyenler değil elbette, Fenerbahçe'nin düşmesi için konuyu bile bilmeden kampanyalar başlatanlar, kin ve nefretle basında boy gösterenlere düşman diyorum ben.

Derken soruşturmaya Beşiktaş dahil oldu. İşte tam da bu noktada Beşiktaş taraftarının acziyeti ortaya çıktı. "Aşkımız size değil, renklere." deyip işin içinden çıktılar. Tribünlerde şakşakladıklarının yanında durmadılar, kulübün bir bütün olmadığını, destek verdikleri insanlara vefa göstermeyeceklerini ispatladılar.

Galatasaraylıların yaşadıkları çelişki: başta kıs kıs gülüp bir yandan da alttan alttan ortalığı velveleye vermeye çalışıyorlardı ki kendi hesapları açık verince ortadan kayboldular. Ne kadar Galatasaray bir davranış.

Meseleyi ele alırken suçluya destek olmayı kast etmiyorum, suçlu veya suçsuz, hatasıyla sevabıyla dava arkadaşlarımızı kabul edebilmekten bahsediyorum.

Başkanımız Aziz Yıldırım suçluysa cezasını çeker... ve biz, Fenerbahçeliler de bu (c)ezayı çekeriz. Yıllarca onun arkasında olduk, onu destekledik; şimdi onu yalnız bırakacak değiliz. Hataysa hatasıyla, suçluysa suçuyla başkan bizim başkanımız.

Bugün her kıtadan sporcularımız var ve birçok kulübün adını bile telefuz edemeyeceği branşlarda takımlarımız ve takımlarımızın kazandığı kupalarımız var. Türkiye'de açık ara kupalar şampiyonuyuz. Spor tesislerimiz dünya çapında. Tüm bunlar Aziz Yıldırım başkanlığındaki Yönetim Kurulumuz sayesinde oldu. Başkanımızın bir hatası olmuşsa eğer, Başkanımız bir suç işlemişse eğer -ki buna inanmıyorum-... bedelini öderiz; ama Başkanımıza yüz çevirip onu kurtların önüne atmayız, kapısından ayrılmayan yalakaların fırsat bulup da salyalarını köpürterek saldırmalarına göz yummayız. Çarşı vefa'ya karşı olabilir; ama biz Fenerbahçeliyiz, vefa'yı biliriz.

Çok açık ve samimi olarak belirtmek isterim, soruşturma ve dava neticesi ne olursa olsun sonuna kadar Başkan Aziz Yıldırım'ın yanındayım.


Trabzon mu?.. Bahsetmeye bile değmez.


15.08.2011

Esra Ceyda Kardeşler Yardım Fonu Oluşturdu


Reklamlardan ve sosyal medyadan renkli kişilikleri ile tanıdığımız Esra ve Ceyda kardeşler (nam-ı diğer Cicişler), bu sefer partilerin değişmeyen cipsi Ruffles’ın yeni çıkardığı Burger King tadındaki ürünü için kamera karşısına geçti. Çılgın bir parti ve koşturmaca içinde başlayan hikaye bizi bazı seçim ve yollara sürüklüyor. Senaryo gereği yanımızda para olmadığından otostop çekmeye başlıyoruz ve kendimizi birden Esra ile Ceyda’nın otomobilinde yardım isteyen bir otostopçu olarak buluyoruz… İşte Esra ve Ceyda’nın gençlere yardım ettiği enteresan hikayenin en ilginç bölümü aşağıda, seçimleri yaparak hikayenin devamını izleyebilirsiniz…

İşin en eğlenceli kısmı, Esra ve Ceyda kardeşler ile konuşabiliyor olmamız… Cep telefonumuzu verdiğimiz anda Esra ve Ceyda kardeşler bizi arıyorlar ve şanslıysak yardım etmek için cebimize 60 dakika ve 100 mb internet paketi yolluyorlar.

Ayrıca numarayı geri aradığımızda Esra ile Ceyda’nın komik ve bir o kadar enteresan muhabbetlerini dinliyoruz. Üstelik her aramada başka bir muhabbet çıkması da ayrı bir güzellik olmuş…

Benden de size bir kolaylık: Oyuna en kestirmeden bu linkten ulaşabilirsiniz http://www.facebook.com/rufflesturkiye





Bir bumads advertorial içeriğidir.

8.08.2011

KÖTÜ KİTAP SERİSİ

Meşhur 'aşk romanları' serisi Harlequin'den üç kitap buldum kütüphanemde. Tam intihar etmek üzereydim ki bu kitapları Yeni Binyıl gazetesinin, tâ zamanında, günlük hediyeler olarak verdiğini fark ettim. Okunmamış; ama atamamışım da -sonuçta kitaptır diye- öylece duruyor: Akdeniz'de Aşk, Zorba, Aşkın İki Yüzü.

Önyargılı olmak istemedim, serinin ilk kitabı Akdeniz'de Aşk'ı aldım elime ve ilk paragrafı okuyunca...
"Chelsea tekne bir turist gemisinin neden olduğu dalgaları üstünden aşarken kendini sakin olmaya zorladı. Ama önlerinde gitgide büyüyen adaya baktıkça huzursuzlanıyordu. Bunun nedeni ahlak yargılarıyla hırsının tutuştuğu savaştı. Onun yerinde başka bir meslektaşı olsa kaçı durumun sunduğu o eşsiz fırsatı kullanmakta duraksardı acaba?"
...bayılmışım.