www.mabutuner.com

31.12.2011

OTUNUZDAN YILBAŞI MESAJI

Dostlarım! Facebooklular, Twitterlılar, Googlelılar ve tabii ki Çorumlular, İç Erenköy'den Vasfi, Şaşkın Bakkal'dan Ali Kemal, Çinçin'den Deli, Ayvalık'tan halamgillerin komşusu Aysun abla, ikizler Işınsu, Pırılcan ... Tüm inançlara saygılı biri olduğumdan tüm İslam aleminin Noel'ini kutlarım. Noeliniz mübarek olsun.

Ben Yılbaşı geceleri eğlence furyasına kapılanlardan değilim; eğlence olursa eğlenirim o ayrı. Yani Yılbaşı olması şart değil. Mesela bu gece için arkadaşları bir yere gitmeye ikna edemediğimden yine kitap okuyarak, gerçek bir ot gibi yeni yıla gireceğim. Yeni yıla nasıl girersen öyle devam eder, derler ya; işte bu teoriden yola çıkarak yeni yılımın ot gibi geçeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Ne okuyacağım? Halil Ataman'ın Harp ve Esaret (Doğu Cephesi'nden Sibirya'ya) adlı anı kitabını okuyacağım. Tavsiye ederim. O dönemin Türkiye'sine ilişkin gözlemler, gerçekler, hatıralar ve güzel bir anlatım.

Ama saat on ikiyi vurmadan arayan olur da "Anıl, neredesin Allaa'sen, eğlencenin dibine vuruyoruz, sensiz tadı çıkmıyor!" diyen olursa... sıcağım yani.

Herkesin yeni yılını kutlarım. Sağlık ve huzur'dan başka bir şeye ihtiyaç yok aslında..

29.12.2011

CUMHURBAKANININ KULAĞINI KİM ÇEKEBİLİR?

Ne oldu Cumhurbaşkanımızın kulağına?.. Bu kulağın hâli ne!!!.. Cumhurbaşkanı kulağı çekilen değil, kulak çekendir... Tanrım, oh Tanrım!!! Nereye gidiyor bu memleket!!!

Bir dakika... Ama Cumhurbaşkanımız mutlu... demek ki korkacak bir durum yok...Yaşasın Cumhuriyet!


28.12.2011

TOPLUM ÖRNEĞİ

Şu sahneye* bir bakın hele hele... Arkada iki kişi demir madenine kazma sallıyor. Bir diğeri gidip gelip odun taşıyor. Ya şu öndeki hıyar ne yapıyor? Elinde mızrak, hemen yanı başındaki bir geyiğe salla salla vakit harcıyor. Yani ben müdahale etmesem öyle, sabaha kadar mızrak sallayacak... Te'Allaaam ya! Sinirim bozuldu. Bu toplum nereye gidiyor böyle? Birileri harıl harıl çalışırken birileri boşa mızrak sallıyor... Hayır bir de hayvan yaralı, bir vuruşta ölecek; onu beceremiyor. Kaytarıyor hıyar!
 
video
*Age Of Empire

27.12.2011

2011'DE DİNLEDİĞİM TÜRKÇE ŞARKILAR

2011 yılında dinlediğim Türkçe şarkılar neler? İşte geri sayım... Albümlerin bazıları 2011'den hemen önce, 2010'da çıkmış olabilir; ama ben 2011'de en çok bunları dinledim. Özellikle ilk 5'i tekrar tekrar dinledim... ve özellikle 1 numarayı günde en az üç kez dinlemezsem kendimi iyi hissedemiyorum; hastasıyız.


Şimdi haklı olarak akla şu soru gelebilir: Kaç albümü aldın, kaçını indirdin?

Hemen cevap vereyim: MFÖ ve Bülent Ortaçgil'i aldım tabii ki. Henüz almadım; ama internetten biraz dinledikten sonra Ayhan Sicimoğlu Latin All Stars albümüne de sıcağım... Diğerlerini almadım, almam; çünkü onların hedef kitlesi ben değilim, artık rastlamazsam dinlediğim bile söylenemez.


22.12.2011

Nesine? Hem Büyüğüne, Hem Garantisine!

Biliyorsunuz Yılbaşı Özel Çekilişi Türk Milleti için geleneksel bir heyecandır. Çekiliş yapılırken herkes ekran başına kilitlenir, sizin numaralarınızı taşıyan topların çekilmesi için dualar edilir. Biletinize sonuna kadar güvenirsiniz çünkü onu, uğurlu olduğuna inandığınız bayiden almışsınızdır. Lakin gelin görün ki hep amorti!

Biz de sevgili bloğunuz olarak araştırdık ve son 10 çekilişin 2 tanesinin büyük ikramiyesi Nesine.com’da satılan Milli Piyango biletlerine çıktığını gördük. Bu nedenle biz de dedik ki, neden bu blogda da Nesine.com biletlerinden satmıyoruz? Şanslı okurlarımızın ayağına kadar getirmiyoruz? Hatta bir de üzerine neden bomba gibi bir kampanya yapmıyoruz; 5‘er adet biletten oluşan Amorti garanti paketi alana 1 Amorti Garanti demiyoruz?

Sizce de buradan daha şanslı başka bir yer var mı? TIKLA, HEMEN BİLETİNİ AL!

Şansımız dönecek diye saatlerce kuyrukta beklerken aslında farkında olmadan şansımızı kaçırıyoruz. İnanın hiçbir şey sizi o kadar beklemez! Demem o ki; yılbaşında biletlerinizi benim bloğumdaki link üzerinden alın, siz kazanın biz de mutlu olalım!


Bir bumads advertorial içeriğidir.

20.12.2011

HABERTÜRK'TE...

Fotoğraftaki hanımefendi Ece Üner habere şöyle başlıyor:
"Şike iddianamesinin klasörlerini Habertürk ele geçirdi..."
Yani burada bir habercilik başarısı var. 'Ele geçirmek' var... 

Konu hakkında ayrıntıları almak için muhabire bağlandığımızda ise haber şöyle veriliyor:
"...İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi geçtiğimiz hafta içerisinde iddianameyi kabul etti ve bugün de yetmiş klasörden oluşan ek delilleri hem müvekkillere hem de basına dağıttı..."
Dikkatinizi çekerim, muhabir 'dağıttı' diyor. Ele geçirildiği iddia edilen ek klasörler resmi elden herkese dağıtılmış. Sunucu ise 'Habertürk ele geçirdi' diyor.

Yorum yapmıyorum artık ben!!!

15.12.2011

GOOGLE ŞAMPİYONLARI AÇIKLANDI

Google'da 2011 yılında en çok aranan kelimeler, kişiler listelenmiş. Haberin tamamı Habertürk'te.

Haberi okudum; beni ilgilendiren bir arama yok. Daha ziyade Türkiye'deki aramalar verilmiş ve onların da neler olduğunu aşağı yukarı biliyoruz. Ama dünya çapında yapılan aramalarda tanımadık, bilmedik bir isim ilk sırada yer alıyor: Rebecca Black. (Bilmem bileniniz var mı?) Doğal olarak insan merak ediyor: Kim bu Rebecca Black!

Google'da birinci olmuşu Google'da aramak gerekiyor ki söz konusu şahsın nasıl, neyle ünlendiğini bileyim, düşüncesinden yola çıkarak aradım ve ilk sırada şu video çıktı: Rebecca Black-Friday.

Tipik bir teen-age şarkısı... ama bir şarkı düşünün ki yaklaşık on bir buçuk milyon insan izlemiş olsun, yalnızca yetmiş beş bin kişi beğensin ve üç yüz bine yakın kişi -yani beğenenlerin dört katı- beğenmesin. Bu sonuçlardan tahmin edeceğiniz üzere şarkı berbat. Ben link verdim; ama dinleyin diye değil, dinleyeceğim diye inat ederseniz arama zahmetine girmeyin diye. Ararsanız (tavsiye etmem) sizin de göreceğiniz üzere kızcağız pek aman aman bir kız değil. Düz topçu, bir Alex değil mesela. Ben de Rebecca'nın yerine Alex'i koydum. Canım yaa!



13.12.2011

FACEBOOK'TA YAZDIĞIM İLK YAZIM

Facebook furyası almış yürümüş... Yıl kaç? 2007-2008 ... ama geç kalmadan Facebook'a üye olmanın gerekliliğini fark etmişim ki kullanımının tüm ahaliye açıldığı 26 Ekim 2006 tarihinden bir yıl sonra, 7 Ekim 2007'de, (muhtemelem güzel) bir pazar günü, hoşuma giden köle çiziminin altına, ilk yazı için çok cool duran notumu yazmışım:


 
İNSAN EN ÇOK KENDİSİNİN KÖLESİDİR...

12.12.2011

BİR İZLEYİCİ'NİN KALEME SIĞMAZ YALNIZLIĞI

Ben hep 'bir izleyici'ydim. Yayınlara hep bir izleyici olarak katıldım. Kah sordum, kah sorguladım. Sormadımsa da, sorgulamadımsa da hep bir izleyici olarak televizyon karşısındaydım. Bıkmadan usanmadan gündemi takip ettim. İlgili bir vatandaş, sorumlu bir insan olmaya çalıştım. Sorularımı, yorumlarımı okurken zaman zaman 'Anıl Bey' dediler, zaman zaman 'Mitat Bey'... ama asla Mitat Anıl Bütüner demediler... Tâ ki bu akşama kadar...
Bugün, kendini oturduğu koltuğa tüm yüzeyden temas ettirmeyi başaran oturuşuyla tanıdığımız Gülin Yıldırımkaya, Gündem programında benim ismimi sorduğum soruyla birlikte, bir bütün olarak okudu. 'Mitat Anıl Bütüner' dedi. Ben o esnada bilgisayarda yazıyor ve televizyonu kulaklıyordum. Kendi adımı duyduğumda önce bir şok yaşadım ve hemen ardından


Gözyaşlarımın dindiği ve sinirimin tavan yapmaya başladığı şu satırlarda hepinize olan hiddetimi nasıl dile getireceğimi bilemediğim için "Gözyaşlarımın dindiği ve sinirimin tavan yapmaya başladığı şu satırlarda hepinize olan hiddetimi nasıl dile getireceğimi bilemediğim için" yazarak cümleyi havada bırakmaya karar verdim.

10.12.2011

BU BİR İLK (HEM DE İ'SİZ)

Sevgili okurlarim, bu benim android tabletten yazdiğim ilk yazim. Benim için bile büyük bir adim değilken insanlik için hiçbir anlam ifade etmemesi gayet doğal.

Lakin büyük bir sorun var sanirim: i harfinin olmamasi üzücü. i harfi zaten olmadiği için hangi harften bahsettiğim anlaşilmamiş olabilir diye şöyle açiklayayim: i harfinin üstündeki noktayi sildiğinizde elinizde kalan noktasiz i'den bahsediyorum. Bu nedenle canimi sikan şeyler için, yanliş anlamalara mahal vermemek adina, onlarin sikici değil, bayici şeyler olduklarini yazacağim. Ayrica gün gelir de iki veya daha fazla nesne, durum, ortam, coğrafi koşul arasinda kalirsam veya çok tuvaletim gelirse bile kesinlikle sikiştiğimi yazmayacağim, 'zordayim' yazacağim; ama siz onu noktasiz i'lerle anlayin ki sikişmişim.

Keza yazilarimda, önem verilmesi gereken işler için veya ha düştü ha düşecek şeylere mukayet olunmasi için 'siki tut' ifadesini kullanmayacağim; ama benim bunu yazmamam, bu uyarida bulunmamam sizi gevşetmesin, siz yine de siki tutun.

Havalar soğudu kalin* giyinin. Sağlicakla.


*Ben size 'kalin giyinin' yazdim ama... anladiniz siz onu.

9.12.2011

DESTEĞİNİZİ DESTEKLEMİYORUM

Bizde aydın olmak kolaydır. Kameralar karşısında iki beylik laf edersin, sikkodan bir eyleme katılırsın; aydın olursun.
 
Burada önemli olan aydın'ın katıldığı eylemin bir işe yaraması değildir; önemli olan aydın'ın orada aydınlık yayması ve öncelikle kendini cilalaması, aydınlatmasıdır.

Mesela aşağıda www.hurriyet.com'dan aldığım klasik bir aydın haberi var:
HABER: Artvin’in Hopa İlçesi’ndeki olayları protesto ederken gözaltına alındıktan sonra cezaevinde saçları kesilen Ozan Gündoğdu’ya destek olmak amacıyla saçlarını kestiren 3 gencin ’tanınmamak için saçlarını kestirdiler’ iddiasıyla tutuklanmasını protesto eden bir grup üniversite öğrencisi, Bursa Adliyesi önünde, CHP'li Pavey ve BDP'li Sırrı Süreyya Önder de Ankara'da saçlarını kestirerek öğrencilere destek verdi. Bu arada Behzat Ç. dizisinde Akbaba karakterini canlandıran ve saçlarını kestireceği iddia edilen Berkan Şal'ın saçlarını kestirmeyeceği öğrenildi. DHA
İşte memleketteki aydın kapasitesi ne yazık ki bu kadar: Madem saçlarını kestiler biz de kendi saçlarımızı kestirerek destek olalım...

Eeee, yani? Ne oldu şimdi? Sorun çözüldü mü? Ülkenin bir derdine çare mi olundu? Aydın bunun neresinde?

Yazık bu millete!